Radyomuzda ayni anda iki ses duyabilirsiniz stop dugmesini tiklayarak birisini kapatiniz radyomuzu dinlemeniz icin bir cok secenek bulunmaktadir En Kotu ihtihmalle altaki linki tiklayip dinleyebilirsiniz.
Ozan Güner KaymakTel:00316-24680219
Hpimizinn Gozbebegi www.yaylacik.com websitemiz www.Alexa.com websitesine gore ust seviyeleri zorluyor Turkiyenin en guncel en guzel
Websitesi olarak tarif edilen sitemiz gece gunduz 24 saat Radio yayiniyla da Gonullerdeki yerini koruyor.
Su an 29 ARALIK 2011 Turkiye saati ile 06.07 de bile sitemizde gezinen dinleyici istatikleri soyle:
Üyelik: Son Üye: DoSTLuK Bugün: 0 Dün: 0 Toplam: 1621 Şu An Bağlı: Ziyaretçi: 219 Üye: 1 Toplam: 220 Şu An Bağlı: 01: OzanGunerKaymak
Sansür, egemen sınıfın medyanın özgürce çalışmasını engellemek için çeşitli yollarla medyayı baskı altına alıp onu kontrol etmesidir. Egemen sınıf ise sansürü bu şekilde tanımlamaz onlara göre sansür toplumu korumaktır. Peki, toplumu kimden ve neden korur? Sansür toplumu bir tek gerçeklerden korur; ama bu gerçekler herhangi bir gerçek değil bunlar egemen sınıfın çıkarlarına ters gelen gerçeklerdir. Her toplumda basın başlangıçta dini daha sonraları ise siyasi otoritenin baskısı ile karşılaşmış düşüncelerin özgürce ifade edilmesi çeşitli baskılar ve yasaklarla engellenmiştir. Bu yüzden de basın siyasi otoriteye karşı sürekli bir varoluş mücadelesi vermiştir. Tarihte ilk sansürün ne zaman ve nerede uygulandığı bilinmemektedir; ancak devletin ortaya çıkması ve sınıflı toplum düzenine geçilmesiyle birlikte sansürün de ortaya çıktığı söylenebilir. Kimilerine göre Eski Yunan’da Sokrates’in düşüncelerinden dolayı yargılanarak idam edilmesi bilinen ilk ve en kaba sansür örneğidir. Tarih boyunca yöneten sınıflar toplumu eğitimsiz bırakmış ve onları itaatkâr olmaya zorlamıştır. Bunu Çarlık Rusya Kralı I. Nikola’nın: “Benim eğitimli insanlara ihtiyacım yoktur. Bana sadık (bağlı) insanlar gereklidir” sözü çok güzel açıklamaktadır. Düşünen, sorgulayan ve araştıran bir toplum devlet tarafından tehdit olarak algılanmış ve onların bastırılması için de çeşitli yollar aranmıştır. İşte sansür de bu amaçla oluşturulan bir baskı mekanizmasıdır.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında düzenlenen fezlekenin ardından CHP’li vekiller, TBMM Başkanlığı’na toplu halde yürüdü ve dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik dilekçelerini verdi. Böylece Meclis tarihinde de bir ilk gerçekleşti.
BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİLER CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ve Emine Ülker Tarhan başkanlığındaki CHP’li vekiller, TBMM Basın Giriş Kapısı’nda ortak basın toplantısı düzenledi.
CHP Grup Başkanvekilliğine ulaştırılan dilekçeleri TBMM Başkanı’na vereceklerini belirten Hamzaçebi, “Türkiye’de meşruiyet sorunu olan bir hükümet vardır. Türkiye’de varılan son aşama CHP’nin susturulması aşamasıdır. Ancak hiç kimse bunu başaramayacaktır. CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun şahsında tüm Cumhuriyet Halk Partisine, tüm milletvekillerine bir fezleke düzenlenmiştir. Bu fezlekeyi kabul etmiyoruz. Bu fezlekeyi bağımsız yargının, onun savcılarının düzenlediği kanaatinde değiliz” dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, cezaevindeki Mustafa Balbay'ı kastederek, ''Kaldı ki onların cezaevi şartlarını düşünelim. Bugün gazeteci milletvekili arkadaşımız var içeride. Her zaman söylüyorum, milletvekilinin yeri parlamentodur. İçerideyken seçilmiş olması onun derhal tahliye edilmesini gerektirir. Bunun lamı, cimi yok'' dedi.Arınç, dün Başbakanlık Merkez Bina'da Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel, Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ile beraberindeki cemiyet başkanlarını ve gazeteci derneklerinin başkanlarını '10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü' dolayısıyla kabul etti.Sertel, görüşmenin başında Arınç'a gazetecilerin vizesiz, gri pasaportla seyahat edebilmelerine imkan sağlamasından dolayı teşekkür etti. Sertel, gazetecilerin yıpranma paylarının geri getirilmesi talebini Arınç'a ileterek, sosyal ve ekonomik isteklerini dile getirdi. Sertel, hapisteki gazetecilerin tutukluluk sürelerinin bin günü aştığını ifade ederek, gazetecilerin özgürce yazabilmeleri ve konuşabilmelerinin önündeki engellerin kaldırılmasını istedi. Arınç, medyanın dev bir sektör olduğunu dile getirerek, “Sorunları talepleri var. Talepleri yerine getirmek bizim görevimiz” diye konuştu.
Tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesinden çıkarılırken, "Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genelkurmay Başkanı, terör örgütü kurmaktan ve yönetmekten tutuklandı. Takdir, yüce Türk milletinindir'' dedi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir sivil mahkeme, eski Genelkurmay Başkanını tutukladı. Tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesinden çıkarılırken, "Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genelkurmay Başkanı, terör örgütü kurmaktan ve yönetmekten tutuklandı. Takdir, yüce Türk milletinindir'' diye konuştu.
Sivil bir araca bindirilen Başbuğ, daha sonra Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu'na götürüldü. Burada sağlık kontrolünden geçirilen Başbuğ, geniş güvenlik önlemleri eşliğinde ve bir ambulas nezaretinde Silivri Cezaevi'ne götürüldü. Cezaevi önünde toplanan bir grup, Başbuğ'a destek verdi.
Mahkemedeki ifadesinde İlker Başbuğ'un, kendisi için en büyük cezanın "terör örgütü yöneticiliği" ile suçlanmak olduğunu söylediği öğrenildi. Suçlamaları sert bir dille reddettiği bildirilen Başbuğ'un, suçlamanın trajikomik olduğunu kaydettiği vurgulanarak, "Söz konusu belgelerde benim imzam yok, bana kesinlikle arz edilmedi" dediği ve "Bizler geliip geçiciyiz ama sizler bu kararla tarihe not düşeceksiniz" ifadelerini kullandığı öğrenildi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında "Dokunulmazlık zırhına ihtiyacım yok. Dokunulmazlığımı kaldırın" dedi ve dokunulmazlığının kaldırılmasını isteyen dilekçeyi Meclis Başkanlığı'na verdi.Meclisteki grup konuşmasında İlker Başbuğ'un tutuklanmasını değerlendiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir ülkenin Genelkurmay Başkanı terörist ise, Başbakanı ne olur? Bizim çok güzel bir sözümüz var: Allah size akıl fikir izan versin. Sizi mizah dergilerine havale ediyorum" dedi.Bir süredir polemik yaşadıkları Türk-İş yöneticilerine yönelik eleştirilerini dile getiren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, asgari ücret tespit komisyonunda izledikleri tutum nedeniyle, "Korku imparatorluğuna, şantaja teslim olan bir işçi sendikası olabilir mi?" dedi
Ozan Sahturna Devletin Kendisindende Ozur Dilemesini Istedi
CHP Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün, TBMM'de Ozan Şah Turna ve Ozan Şiar ile birlikte 12 Eylül Konulu bir Basın Toplantısı Düzenledi.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, 12 Eylül ile ilgili 4 binin üzerinde şikayet olduğu halde hiç bir işkenceciye ve darbeciye herhangi bir suçtan dava açılmadığını söyledi. Aygün, Ozan Şahturna ve Şiar Ağdaşan ile birlikte basın toplant ısı düzenledi. Aygün, Özel yetkili savcının, işkenceden, ölümlerden ötürü Kenan Evren ile ilgili herhangi dava açılmayacağını, sadece darbeden sorumlu tutulacağını açıkladığını belirtti.CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, 12 Eylül ile ilgili 4 binin üzerinde şikayet olduğu halde hiç bir işkenceciye ve darbeciye herhangi bir suçtan dava açılmadığını söyledi. Aygün, Ozan Şahturna ve Şiar Ağdaşan ile birlikte basın toplant ısı düzenledi. 12 Eylül darbesinin sanat üzerinde korkunç tahribat yarattığını ifade eden Aygün, "Son bir yılda olanlar; sadece Genelkurmay Başkanı ve Başbakan'ın Kenan Evren Kışlası'nın adının değiştirilmesine dair yaptığı bir sohbetten ibaret. Kenan Evren'in aleyhine yürüyen soruşturmalarda dava açılırsa lütfedip 12 Eylül simgesi olan Kenan Evren adını kışladan silecekler" dedi.
Uludere’de 35 kişinin yaşamını yitirdiği katliama öfke dinmiyor. Bugün ve dün ülkenin batısında sokaklara çıkan binlerce kişi katliamı lanetledi.
İzmir, Ankara, Aydın, Sinop, Balıkesir, Adana gibi pek çok kentte sokaklara çıkan ve Bölge halkına ‘acınız acımızdır’ diye seslenen binlerce kişi katliamın sorumlularının derhal açığa çıkarılmasını ve yargılanmasını istedi.İZMİR İzmir’de dün Halkların Demokratik Kongresi’nin çağrısıyla Basmane Meydanı’nda toplanan yaklaşık 5 bin kişi, Konak Eskisümerbank önüne yürüdü. ‘Şırnak halkı yalnız değildir’, ‘Katil Erdoğan’, ‘Yaşasın halkların kardeşliği’, ‘Erdoğan istifa’ sloganlarının atıldığı yürüyüşte, sorumluların derhal cezalandırılması istendi. HDK adına kitleye seslenen Meliha Kayacı, “Savaşta ısrarın geldiği nokta budur; silahsız siviller de bombalanır” dedi. “Medyayı arkasına almış hükümet İçişleri Bakanı’nın ağzından, kendilerinin dışındaki herkesi terörist, herkesi düşman ilan ediyor” diyen Kayacı, “Uludere’de yapılan bir katliamdır, insanlık suçudur” dedi. “Kürt halkının yaşama hakkını elinden alan AKP Hükümeti, işçi ve emekçileri de açlık sınırında yaşamaya mahkûm ediyor” diyen Kayacı, katliamda sorumluluğu olan herkesin yargılanmasını ve cezalandırılmasını istediklerini belirtti. Yürüyüşün ardından kitlenin dağıldığı sırada 3 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.
Yılbaşını depremzedelerle Van’da geçiren, bugün de 35 kişinin öldüğü Şırnak’ın Uludere İlçesi’ne bağlı Gülyazı Köyü’ne taziyeye giden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na helikopter tahsisinin iptal edilmesi, tepkiyle karşılandı.
CHP’nin resmi internet sitesinde, Kılıçdaroğlu’nun Van’dan Uludere’ye gitmesi için önce helikopter tahsis edilip sonra da bunun iptal edilmesi, ’AK Parti iktidarı bir ayıba daha imza attı’ denilerek eleştirildi. CHP’nin web sayfasında şunlar yer aldı: "Yılbaşını Van’da deprem çadırında karşılayan Kemal Kılıçdaroğlu bu sabah helikopterle Şırnak Uludere’ye gidecek ve öldürülen vatandaşlarımızın ailelerine başsağlığı dileyecekti. Gece yarısı hükümet devreye girdi ve Kılıçdaroğlu’na tahsis edilen helikopteri geri çekti. Bunun üzerine Kemal Kılıçdaroğlu ’Vatandaşlarımızın acısını paylaşmamızı hükümet engelleyemeyecek, onların yalnız olmadığını göstermekte kararlıyız’ dedi. Taziye için Uludere’ye karayoluyla giden Kemal Kılıçdaroğlu’nun konvoyundaki araçlardan birine Tatvan çıkışında arkadan TIR çarptı. Bazı CHP’liler yaralandı. Yararlılarla ilgilenen Kılıçdaroğlu, geçmiş olsun dileklerini iletti ve ’Yola devam edeceğiz, taziyeye gideceğiz’ dedi."
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "35 yurttaşımızın göz göre göre hayatını kaybetmesi, kolay affedilecek bir olay değildir. Bu olayın TBMM'de ve başka alanlarda da takipçisi olacağız, ta ki olay aydınlatılıncaya kadar" dedi.
"ÖLENLER BİZİM EVLADIMIZ"
Kılıçdaroğlu, Gülyazı köyüne gelerek, taziye için kurulan çadırda Irak sınırındaki olayda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi.
Ailelerin büyük bir acı yaşadığını, ateşin düştüğü yeri yaktığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Biz ne kadar desek ki, 'üzüntülüyüz, acılıyız', anne ve babaların acısını dindiremeyiz. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Ölenler bizim evlatlarımız" dedi.
"ACIYI BAL EYLEYECEĞİZ"
Nerede bir acı varsa, nerede bir insan hakkı ihlali varsa onun karşısında olmak isteyeceklerini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: "İnsan, Allah'ın yarattığı en değerli varlıktır. O varlığa her zaman, her ortamda düşüncesiyle, kimliğiyle saygı göstermek, siyasetçinin de devletin de herkesin de görevidir. Gönlüm sizinle beraberdir. Bu acılar hepimizin ortak acısıdır.
CHP Çorum Milletvekili Köse, Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı kitapçıkta Çorum ile ilgili bir çalışma olmadığının açıkça görüldüğünü söyledi. ...
CHP Çorum Milletvekili Köse, Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı kitapçıkta Çorum ile ilgili bir çalışma olmadığının açıkça görüldüğünü söyledi. Köse, savunma sanayi ile ilgili çalışmaları da değerlendirerek “Bunların yaptıkları yapacaklarının teminatı ise endişeleniyorum. Bir deyim vardır sap var ama tane yok diye. Bu iktidarın durumu da böyle” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Çorum Milletvekili Tufan Köse, ilimizde demiryolu ve savunma sanayi konusunda önemli çalışmalar yapıldığı gibi bir intibanın yaratılmaya çalışıldığını belirterek “Demiryolu ile ilgili bir çalışma yok, savunma sanayinden de umutsuzum” dedi.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, 2011 yılında Çorum'da ve Türkiye'de yaşanan olayların değerlendirmesini yaptı. Köse, beraberinde CHP İl Başkanı Yıldız Bek, Merkez İlçe Başkanı Ahmet Kayış ve CHP Belediye Meclis Grup Başkan Vekili Sadık Örgel ile Dalgıçlar Otel'de basın mensuplarıyla biraraya geldi.